40 küsür yıl önce…

Babam 1965′te köyde bir gençmiş o dönemler. At arabası ve iki huysuz atı varmış. 43 yıl sonra anlatığı olay o dönemle bu dönem arasındaki insanların nerden enreye geldiğini göstermeye yetiyorda artıyor bile.

At arabası ile köylülerden topladığı sütleri mandıraya götürüp verirmiş. Çok köy gezip süt topladığından bazen arabasına bir köyden bir köye gitmek isteyenlerde binermiş. Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin Kuççu köyünden aldığı sütleri Akörene götürürken ordaki köylü akrabalarından bir kadın benide götür demiş.

Tamam demiş babam binmişler at arabasına. Ama yol ortasında çayırlarda birşeylerden ürken atlar huysuzlanıp fırlayıp kaçmış. At arabası devrilmiş, babamın topladığı sütler dökülmüş, babam ve kadın yuvarlanıp düşmüşler.

e7d4b066fe3e35a4366b5141c84768a7-wince.jpg

Babam o sırada kadının nereye düştüğünü görememiş ve at arabasının altında kaldığını sanmış. Araba altında kaldıysa ya ölmüştür ya yaralanmıştır diye çok korkmuş. Arabayı o korkuyla kaldırıp atmış ama kadın arabanın altında değilmiş. Bu seferde acaba kaçan atların kayışlarına mı takıldı da atlar onu sürükledi diye korkmuş. Ama atlar falan ortada yokmuş.

Etrafı aramaya başlayan babam çayırların arkasına gidince kadını görmüş. Kadın namaz kılıyormuş. Tamam demiş kadına bişey olmamış. Ama sütlerin hepsi dökülmüş tabi. Babam umursamamış, hesaplatır parası neyse öderiz demiş. Atları bulmuş, arabayı bağlamış kadınla binip yeniden köye gelmişler.

Mandırada dökülen sütleri hesaplatmış ve tam 138 kilo süt borçlandığı çıkmış. BAbam öderiz artık kader demiş. Kimseye bişey olmadı ya ona şükür.

Ertesi gün sütleri yine toplarken kimse babamdan para almıyormuş. Meğer kadın köyde herkese olayı anlatmış. Sütler dökülmüş, duyduk ki borçlanmışsın bu süttende para almayız olur biter demiş herkes. Kimse sütüne para istememiş.

Babam fazladan sütlerle mandıraya dönünce mandıracıda durumu akrabalarına anlatınca mandıracının bir akrabasının üvey çocuğu babamın akrabası çıkmış. Çocuğun babası mandıracıya sakın ha para falan alma demiş. Mandıracıda para falan istememiş sütlerin parasını vermiş. Babamda yniden gidip durumu anlatıp sütlerin parasını köylüye dağıtmış.

40 küsür sene önce olan bu olay bugün olsa nasıl gerçekleşirdi ki ? Heralde şöyle olurdu. Bugün süt taşıyan adam en başından arabasına kadını falan almazdı. Hadi diyelim aldı, kadın güvenip binermiydi acaba ? Hadi diyelim bindi ve yolda aynı kaza oldu. Kadın bugün kü süt taşıyan adama kazadan sonra basmazmıydı küfrü ? Hatta dava etmezmiydi ? O da olmadı çığlık çığlığa olmaz mıydı ? Kalkıp namaz kılar mı bugün birisi böyle bir olaydan sonra ? Bugün ne mandıracı sütleri affederdi, ne de köylüler sütünü süt taşıyan adam verirdi. Bugün artık herkes öyle kendi derdine düştü ki başımdan böyle vefakar bir hikaye geçeceğini ve çocuklarıma anlatabileceğimi pek sanmıyorum.

Ne diyor şair, herkesin elmasında kendi ısırığı…

( fotoğraf : eskişehir /tepebaşı - zee )

Yorum yazabilirsiniz :


eXTReMe Tracker