Anarşist pabuçlar

Dört yasindamiydim, bes yasindamiydim hatirlamiyorum o yasimdaki hastaligimi. Zira hatirlasam hangi yasimda hangi hastaligi geçirdigimi annem bildiginden yasimida söylerdi.

Eski bir yere benzeyen belki de bir çocuga öyle gelen kenar mahalle fotografçisinin dükkanindaydim. Adam babama durmadan sunlari yeni aldik ama neler çektik, bunlari yeni aldik ama taksidi var falan diyordu. Gösterdigi esyalar hiçte yeniye falan benzemiyordu. Tanimadigim birisi oldugu için yalan söyledigini düsündügümü yüzüne söyleyemezdim.

Yanimda ise anarsist pabuçlu ablam vardi. Anarsist pabuçlu abla olur mu demeyin. Bu anarsistler darbeden sonra daga çikarken, askeriyenin kislasini soymustu. Kisla soygunu aslinda ufak çapli bir soygundu. Ama o sene askeriye bütün ihaleleri yenilemeyi ihmal etmemisti. Bu arada tabi degisecek mallarda devletin diger kademelerine dagitilmisti. Bu kademelerden biriside Karayollari ve onun bölge müdürlükleriydi. Babam ise karayollarinda çalisan bir isçiydi. Aslinda kadrolu degildi. Ama televizyondaki kel kafali adam olacagini söylüyordu . Ben o söylerken anlamiyordum. Babam öyle söyledigini söyleyince anlar gibi oluyordum. Anlar gibi oluyordum çünkü kadrolu olmak ne demek bilmiyordum. Tabi iyi birsey olmaliydi. Babamin her ”olacak bu sefer olacak” dediginde gözleri parliyordu.

Iste o pabuçlar o sene isçilere yardim olarak verilmisti. Kadrolu isçiler kendi pabuçlarini aldiktan sonra geriye çocuk pabuçlari kalmisti. O zaman neden onlarin çocuklarina pabuç almayip kendilerine aldiklarini merak etmistim. Ama kimseye sormadim. Simdi ise askeriyeye neden çocuk pabuçlari aldiklarini merak ediyorum. Acaba neden almislardi. Babam bu pabuçlardan bir tane getirmisti. O da bana büyük geldigi için ablamin olmustu. Sariya kaçan kahverengi bir pabuçtu. Spor ayakkabiyada benziyordu, iskarpinede. Alti kauçuk lastik karisimi gibiydi. Önü ise yuvarlakti. Bagciklarini ablam hiç düzgün baglayamadi.

Ablamin ayaginda iste o pabuçlar vardi.

Sonra stüdyoya girelim dedi taksitleri saymayi bitiren fotografçi. Babam ellerimizden tutup dar bir yerden geçmeye çalisti bizi. Sonra olmayacak gibi olunca kaptigi gibi kaldirip kucakladi beni. Sonra ablam babamin elini tutarken ben babamin kucaginda geçtik orasini.

Içerisi karanlikti. Kocaman heybetli bir iskelet vardi karsimda. Önce ürktüm. Sonra isiklari yakti bizim taksitçi fotografçi. Meger o iskelet kocaman bir koltukmus. ”Tipki faytonlara benziyor” dedim babama. Faytonlar… Onlara binmek isterdim hep ama binemezdim. Ya paramiz yok olurdu, yada ablam yanimizda olur korktugunu söylerdi. Anarsist pabuçlu iste ne olacak…

Ablam sag, ben sola oturdum. Fotografçi iki isik daha yakti bize dogru. Babami eski yesil cekedinin içinde zor görür olmustum. Biraz korktum bu yüzden. Ama orda oldugunu biliyordum. Fotografçi bir yere bakmami isterken ben babama bakiyordum. Buraya bak dedigi yer nereyse bir türlü oraya bakamamistim. Babam gülüyordu. Ben çekinmistim. Sonra tozlu ayakkabilarla çektirdik o fotografi. Kirmizi ve faytona benzeyen koltukta. Anarsist pabuçlu ablamla…

( 3 yıl önce eylül’de yazmışım )

Yorum yazabilirsiniz :