İçim dışım
Içim disim diyip duruyoruz. Insanlik söyle güzel böyle güzel. Hakettiklerimiz etmediklerimizden çok bir baskasinin hakettigi yada etmedigi muhabbetimiz. Yalanimiza inanmak istedigimizden ve bir baskasinin yalanimizi yüzümüze vuracagini bildigimizden saklambaç oyunlari oynuyoruz hayatla. O bir baskasi yalanimiza inanmis gibi yaparken gözleri kayar, inanmadigini anlariz diye korkumuz. Bu korkudan olsa gerek çocuklukta ki gibi bir kaç arkadas saklanamiyoruz, yalniz takiliyoruz. Biz egriliyoruz dogruluyoruz ama bir halt olmuyoruz.
Bile bile yanlis yapmaya ne zaman razi oldugunu sormak ? Kimin umrunda. Oysa o ilk yanlis olan ve yanlis oldugunu bildigimiz kararda gizli hersey. Dogrunun tek olan yolundan, gözümüz göre göre, kulagimiz duya duya ayrildigimiz anda sakli hayat. O ana dönmek için ya çocukluga indirecek bir piskologa ihtiyaç var yada disindan içine inecek bir ipe.
Ip bizi tartmazsa, içimize düsüp içimizi göremeden ölürüz. Yok ip yetmezse bu sefer içimize inemeyiz. Tekrar çikmak zorunda kaliriz yukari. Ama her ip yetmediginde içimize inmek için zamanimiz ve gücümüz azalir.
Ya inemezsek ? Içimize düsüp, yada bir gün güçsüzlükten disimizda kalirsak. Yasiyor gibi görünsekte, ölürüz. Yasayan ölüler oluruz.
Insani artik hiçbir baska varlik yeyemiyor. Hayvanat bahçesindeki acemi bakicilari saymazsak. Onlarda içine inmis mi ? Kim bilir. Içine inmeyen insan degildir o yüzden söylüyorum. Belki içine inmeyi deneyen insandir. Çünkü insanin idrak edebilecegi umut duygusuna sahiptir. Ama o da yoksa insan, insan degildir. Yemek olsa içine inmeyen yada içine inmeyi denemeyen insan, aslanin midesine inmis olur. Yada aslan disinda her ne yemisse onun. Ama insani artik baska hiçbir tür yiyemiyor. Oysa biz birgün yemek zorunda kalacagiz. Dünyadan birseyler eksilmedigi ve birseyler eklenmedigine göre, durmadan dünyayi insana çeviriyoruz. Daha uzun yasamak isteyerek, daha çok çocuk isteyerek. Evet, dünyada ne varsa yavas yavas insana dönüsecek. O zaman yiyecek tek sey insan olacak. Ve insan insani mecazen degil hakikaten yiyecek. Çünkü yiyecek baska birsey olmayacak.
Ama insan insani eskidende yiyormus. Yamyamlar falan hani. Harbi yiyip bitirenler oldugunu anlatmisti Coskun Aral. Agzim ayrik insanlar bir insani oturup nasil yemis diye dinlemistim. Ama yemis iste. Insan insani yemis. Yiyivermis. Simdi düsünüyorumda. Onlari suçlu bulmuyorum o kadarda. Insani öldürüp yada olmadi yiyerek öldürüp yemisler.
Bizse göz göre göre içine inmeyi deneyip-denemedigini bilip-bilmeden, içine inip-inmedigini bilip-bilmeden yiyoruz insani. Hemde sag birakip yiyoruz. Yani içine inemeyecek bir hale getiriyoruz. Yenmekle, ölmekle, içine inmeyi deneyemeyecek bir insan olmak arasinda pek fark yok. Ikiside öylece içten distan hareketsiz yani.
Acaba içine inmeyi denedigini, yada indigini nasil anlariz bir insanin. Yemeden önce yani. Yani hem yiyip, hem iç-dis iliskisine girmesine engel olmadan. Ona göre yeriz diye hani. Ama anlayamayiz degil mi ? Çünkü iç onun içi, dis onun disi. Ne kadar anlatirsa anlatsin farketmez bize. Çünkü bütün içler dislar birbirinden farkli. Tek aynilik içler ve dislar arasinda yollar olmasi.
Iç nasil bir yer derlerse bir gün, içime indigimi düsünüp, yada içime inmeyi deneyip denemedigimi sorgulamak isterlerse ne diyecegimi biliyorum.
- Iç distan, dis içten farkli. Seninki öyle degil mi ?
( 3 yıl önce kasım’da yazmışım )