Oyun hayatları

Uzun süredir baygindi. Kiyida yatiyordu. Dalgalar ayaklarina yüzüne vuruyordu. Gözlerini araladi. Yasadigi için bir an mutlu oldu. Ama her yeri olabildigince agriyordu. Ne oldugunu haitlamaya çalisti. Aklinda kalan sadece gemideki çigliklardi.

Elleri ile bacaklarini yokladi. Sirt üstü yatip kollarini kaldirdi. Sonra vucüdunun saglam oldugunu anlayinca birakiverdi kendini…

 Yeniden uyandiginda açliktan baska birsey hissetmiyordu. Safak söküyordu, gün batiyordu kestirmeye çalisti. Kafasini kaldirinca geminin bir çok parçasininda kendisiyle sürüklendigini gördü. Parçalar arasindan bir konserve buldu. Rahatça açilmasina sasirdi. Fakat içinde yiyecek birseyler yoktu. Bir kaç kagit parçasi vardi.

Kapaini kapatip firlatip atti. Aramaya devam etti. Sonunda bir çocugun çantasindan bir kaç çikolata ve oyun hamurlari buldu. Oyun hamurlarinin bütün renkleri karistirilmisti. Adini koyamadigi bir renk olusmustu.

Çikolatalari yiyince basinin dönmesi biraz geçmisti. Ama açligi yatismamisti. Etrafina bakindi. Sagina soluna bakabildigi her yere. Bir kayaya çikti. Yine olmadi. Kimseyi görememisti. Yürüdü. Yürüdü ve yürüdü. Ta ki oyun hamurlarina gelene kadar yürüdü. Daire çizmisti. Adadaydi ve ada tahmininden de küçüktü.

Aksam gel-git olacagini biliyordu. Tepede kayaliklar ve bir kaç agaç vardi. Ama yosunlu kayalara tirmanadi. Aksamin gelmesini beklemekten baska çaresi yoktu.

Etrafina bakindi. Zaman geçmek bilmiyordu. Esyalari karistirdi. Saçma sapan esyalarla dolu bir bavul, süslü püslü bir makyaj sandigi ve tahta parçalarindan baska konserve kutusu ve oyun hamurlari vardi. Ve ne oldugunu bilmedigi bir kaç ise yaramaz sey.

Kayalardan birinin altina oturdu. Günes kumsali kavuruyordu. Tahtalardan düzgünce olanlarini ayaklarina bagladi. Bir kaçinida üstüne oturmak için kayanin altina çekti. Yapacak baska birsey bulamiyordu. Ölümü bekliyordu. Ve bunu biliyordu.

Sonra aklina konserve kutusu geldi. Içinde neden kagitlar oldugunu düsündü. Belkide bir baskasiyla ilgili son seyler o kutudaydi. Kutuyu buldu. Kapagindan su dolan kutuda ki islak kagitlari, kayanin altindan uzanarak, kurumasi için günese dizdi.

Kurularindan birisini eline alip okumaya çalisti. Birden sasirdi. Çünkü kagitlar kendi dilindeydi. Oysa gemide ek çokta turist vardi. Nasil olur diye düsündü. Acaba bizim oralardan kimler vardi gemide ded kendine. Tanidik hiç kimseyi farketmemisti.

Kagitlar bir günlügün sayfalariydi. Okudu okudu okudu… Sonra aglamaya basladi. Okudukça agliyor, agladikça okuyordu. Kuruyan kagitlar uçusmaya baslamisti. Vakit geliyordu. Gece yaklasiyordu.

Yükselen sular onu öldürmese açlik öldürecekti. Bunu iyi biliyordu.

Hava kararmadan bütün kagitlari okumaya çalisiyordu. Siralarina bile bakmadan okuyordu. Aklinda hizla düzenlemeye çalisti okuduklarini. Ayni sehirdeydi bu günlük sayfalarinin sahibi ile. Okuduklarindan ayni okullarda farkli yillarda mezun olduklarini anladi.

Her okudugu sayfada agliyor, her sayfadan sonra gel-git biraz daha yaklasiyordu.

Bir kaç yas büyük oldugu birisi yazmisti bunlari. Ve ayni sehirde ayni okullarda okumuslardi. Nasil sevmisti bunlari yazan. Ve nasil nefret etmisti. Ne kadar cesur olmustu hayata karsi. Insanlari umursamadan nasil yasayabilmisti. Oysa onun hayatinin rotasini nerden geldigini bilmeyen rüzgarlar çizmisti hep. Olmak istedigi yapmak istedigi seyleri bir baskasinin oldugunu, bir baskasinin yaptigini okuyordu. Okuyordu, agliyordu. Bunlarin hiç birini yapamamis olmak istedi. Ama yapamamis degil denememisti bile. Aglamasi, hiçkirmasi ölümün yaklasmasindan degil, denemektan korktugu için pisman olmasindandi.

Aksam ayaklarini sular islatmaya basladiginda aglayarak bayildi.

Yüzü yanarak yeniden uyandi. Dalgalar onu bu sefer baska bir adaya atmis sandi. Sonra dogruldu. Sadece çikamadigi kayalarin üstünde, agaçlarin yanindaydi. Ölmek istemisti. Ama olmadi. Hayat okuduklarindan sonra farkettigi yasama acisini bir kaç saat belki bir kaç gün daha yasatacakti.

Birbirine karismis oyun hamurlarini hatirladi. Konserve kutusunu. Okuduklarini…

Ve sonra boslukta bir alayci kahkaha çinladi…

(3 yıl önce eylül’de yazmışım) 

Yorum yazabilirsiniz :


eXTReMe Tracker