
Kırım kongo kanamalı ateşi ! Bu hastalık bulaşan her 10 kişiden 1′inde ölümle sonuçlanıyor. O da kalıtsal nedenlerden falan değil. Kişinin bağışıklık sisteminin durumu ile ilgili. Yani bu %10 bağışıklığı zayıf olan kişilerden oluşan istatistik. Bence zamanında deli dana, kuş gribi gibi vakalarda paraları vuranlar şimdi de kene yaygaracılığı yapıyor. Canavar aramak isteyenler enflasyon canavarı, trafik canavarı ile ilgilensin derim. Size örnek vereyim madem;
1980-2006 yılları arasında sadece polis sorumluluk bölgesinde toplam 6 milyon 854 bin 623 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda 137 bin 409 kişi hayatını kaybederken, 2 milyon 338 bin kişi de yaralandı.
görüldüğü üzere bilinen ölümlü trafik kazası 26 yılda 137 binden fazla can almış. Bir örnek daha;
15 yaş altındaki 5.6 milyon çocuk gıda ve gıda dışı yoksulluk içinde yaşıyor; 770 bin çocuk işçi olarak çalışıyor; 1000 bebekten 29’u bir yaşını tamamlamadan, 37’si beş yaşından önce hayatını kaybediyor …
Evet yanlış duymadınız Türkiye burası. Bu tip vakaları kullanıp halkın dikkatini asıl olması gereken yerden çeken yönetenler bu vebalin altından nasıl kalkarlar acaba ? Bakalım bu kene icadından kimler parayı vuracak ?
Temmuz 10th, 2008 | Posted in popüler kültür | henüz yorum yapılmamış
KEY ( konut edinme yardımı ) için yapılacak ödemelerin kime ne kadar yapılacağına dair bir site açıldı. www.keyodemeler.com adresinde ki sitede 7 temmuz’dan itibaren kimlik numaranızı girerek KEY ödemelerinizin ne kadar olacağını görebileceksiniz.
8.5 Milyon kişiyi ilgilendiren ödemeler genel olarak 1400 YTL altında kalacağı ve alacaklarınızı ziraat bankasından alacağınız söylenmektedir. Bilginize efenim….
İlgili kelimeler : www.keyodemeleri.com.tr , www.keyodemeleri.com , key ödemeler , www.keyödemeler.com , www.keyödemeleri.com.tr , KEY ÖDEMELERİ
Temmuz 3rd, 2008 | Posted in e-devlet, internet | 12 yorum
İnternet kullanıcılarının mutlaka dikkat etmesi gereken, internetten kolay kolay para kazanılamayacağı gibi bir kural var. Hele ki hediye, kontör gibi şeylere hiç inanmayın. %90 ı dolandırıcılıktır bu işlerin.
Yabancı sitelerde 1 milyon $ kazandın gibi reklamlar çıkar. Patır patır titrer tepede bannerları. Heralde bizim türklerde yakında başlatır böyle şeyleri. Başlatmadıysa tabi. Türkler dediğimde yanlışi tabi, bizim dolandırıcılar diyeyim. Çünkü bu işler resmen dolandırıcılık.
Sistem şöyle işliyor anladığım kadarıyla. Info uzantılı 2$ lık domainlerden alıp adwords kuponları ile adsense üzerinden reklam yayınlatan bazı webmaster arkadaşlarımız zaten çok ucuza malettikleri hiti sitelerindeki reklam ile yine başka aracı bir site üstünden cepmaster sitesine gönderiyorlar. Bu şekilde 50 tane site açsanız size maliyeti 150 ytl falan olur.
Sonra tabi her gönderdikleri üye başına cepmaster sitesinden 1.25 YTL gibi bir rakam alıyorlar. Hit maliyetlerine bakınca 0.005 gibi bir hit başı maliyetleri vardır eminim. Yani 200 hit bu arkadaşlara 1 $ a mal oluyor. Burdan iki kişi üye olursa bu sefer 1.25$ kazanmış oluyorlar. Yani google, cepmaster gibi sitelerin sistemlerinin kullanıldığı bir çeşit dolandırıcılık. Ama sakın yasadışı sanmayın. Herşey yasal görünüyor. Size tek tavsiyem yemeyin bu işi. Yok kurcalıyacaksanız kullanmadığınız bir hat üzerinden yapın. Kabul ettiğiniz sözleşmeyi iyi okuyun.
Haydi hayırlı işler…
Haziran 22nd, 2008 | Posted in Google, reklamlar, haber, Ticaret | henüz yorum yapılmamış
Fatih Terim’den nefret edenler hala nefret ediyordur eminim. Çünkü ne yaptı etti çok önemli oyuncuları yokken bile takımını koskoca turnuvada 1 gol yemiş Hırvatlar karşısında galibiyete taşıdı. Düşünüyorum da ya Semih’i oyuna almasaydı ? Ya pes etseydi ?

Şanslıyız. Evet çok şanslıyız. Ama koşup didinmediğimizi kim söyleyebilir ? Şanslı olmak yetmez şansı değerlendirmek gerekir. İşte bunu Milli Futbol Takımı başarmıştır. Üstelik şu resme bakın, gencecik kadrosu ile yapmıştır bu işi. Çoktandır öyle güzel milli duygular yaşamıyordum. Sağolun varolun çocuklar…
Haziran 21st, 2008 | Posted in spor | henüz yorum yapılmamış
AKP türban kozunu iyi kullandı. Yıllar sonra nedense türban siyasi simgeyse simge diyen AKP reddedileceğini bile bile üstelik en katmerli şekilde reddilsin diye düzenlemeyi çıkarttı. Çıkarttı ve yine mazlumu oynamayıda başardı. Üstelik bu sefer çölü aşmaya giden mecnun gibi aşarım ulen diye değil pratikte zavallıyı oynayabildi.
Oysa biliyorduk ki, ( evet kandırmayalım birbirimizi ) mahkeme bu kararı bu şekilde düzenlenmiş bir anayasaya göre, askerlerin emin ellerindeki rejimin görünmez kanunlarına göre reddetmek zorundaydı. Ama halkımız nasıl mazlumun yanındaysa hep mağdurunda yanındadır. Bu üniversitelerde kainlerde büfelerde türban değiştiren kızlar mağdurdur. Bunun önüne geçilmelidir. Daha da önemlisi bu mağduriyetin önüne laiklik ilkesini tehlikeye atacak siyasallar değil, tam tersi sol görüşlü siyasallar, kurumlar geçmelidir. Ancak bu şekilde durumdan primlenmeye çalışan insanların önünede geçebilirler. Ama gelin görün ki simgelerle o kadar hassaslaşmıştır ki türk halkı global bir sol anlayışından kopuk olan solu durumu algılayamayacak kadar “deniz’e düşmüştür.”
Şimdi olacaklar bana şöyle geliyor. Kriz kapıya dayandı. Türan kozunu iyi kullanan AKP artık elinden hiçbirşey gelmeyen adamı da güzel güzel oynayabilir. Bu sayede krizin sorumluluğunuda üstünden rahatlıkla atabilir.
İşte buraya yazıyorum, yaz sonunda ağustos, eylül gibi gıda fiyatlarında, dövizde muazzam artışlar olacak. Ayağınızı denk alın. İnşallah g.t olurum ne diyim.
Haziran 5th, 2008 | Posted in popüler kültür, Toplum | henüz yorum yapılmamış
Garanti bankası geçen online bankacılıkta farkettiğim üzere hesabımdan 25 YTL 2007 yılı ikinci yarısı için para çekmiş. Üstelik aynı banka her eft, havale için zaten para alıyor. Bu ücreti neden aldığını bir türlü anlayamadım.
Biraz araştırdım konunun tamamen muallak bir konu olduğunu gördüm. Şöyle ki tüketici hakem heyetlerinden alacağınız belge ile bunun haksız olduğunu kanıtlar ve dava açarsanız, siz bu ücreti ödemiyorsunuz. Büyük ihtimalle paranız iade ediliyor. Ama tabi dava açmak için zamanınız varsa. Yoksa gitti gider paranız.
Ayrıca diğer bankalarda bu hesabı farklı miktarlarda alıyor. Üstelik aynı bankada döviz hesabınıza farklı işletim ücreti ödüyorsunuz. Kredi kartındanda bankamatik kartınızdanda vadesiz hesabınızdanda alınıyor bu para. BDDK kanununda alınamaz diye yazmasına rağmen.
Daha mantıksızı bir iki otomatik ödeme talimatı vererek bu parayı vermekten kurtuluyorsunuz. Bu talimatlar 6 ayda bir gerçekleşmiş olmalıymış yoksa yine para alınıyormuş. Şimdi 10-20 ytl lik sabit telefon faturamın ödemesini talimat olarak versem 6×20 olsa 120 ytl yapar. Bu banka bu paradan 25 ytl zaten kazanamaz. Üstelik bir ödemeden hiç kazanamaz. Bu sürede yapamaz yani.
Peki ne diye neye göre 25 ytl alıyor. Ya hiç para olmayan hesaplar. Diyelim 5 yıl kullanmadım ve arada bir para yatırıp çektim. Bu durumda 250 ytl bankaya hesabımı tuttuğu için borçlumu oluyorum ? Hayır böyle birşeyde yok. Yani para varsa paranızdan kesinti oluyor. Yoksa paranızı falan çekemiyorlar. Ne kadar saçma değil mi ?
Garantiye 444 0 333 telefonundan ulaştım. 31 ekim 2007 sonrası açılan vadesiz hesaplardan bu paranın alınmadığını söylediler dedim. Onlar böyle birşey yok hepsinden alınır bilmem ne şartları var dedi. Ama aynı garanti http://www.sikayetvar.com/svf-sikayet-full–0–102381–260152-.html adresinde 31 ekim 2007 sonrası açılan vadesiz hesaplardan bu paranın alınmadığınıda söyledi. Yani konu hakkında banka kendisi ile çelişen söylemleri var.
Konu pek çok boyutu ile tartışmaya açık. Bu keyfi uygulama resmen adaletin gözü önünde gerçekleşiyor. Bunun bankalara getirisi hiçte az değil. Üstelik benim 8 bankada hesabım var ve her biri yılda 50 ytl alsa bana yılda 400 ytl masraf. Pek çok firma bu kadar vergi ödemiyor ki.
Dahası bu banklar çok yüklü hesaplardan bu paralarıda almıyorlar. Ne garip değil mi, fakirden al zengine ver sistemi.
İşte türkiye’deki adaletsizliklerden biri daha size. Daha güçlü etkin bir devlet için özelleştir özelleştir diyorsunuz madem. Peki rekabet, tüketiciyi koruma gibi önlemlerden ne haber. Avrupa her sivil kurumunu güçlendirirken biz sivil hareketlere kominist işi diye baktık. Saf kapitalizm ancak fakiri farki zengini zengin eder.
Haziran 4th, 2008 | Posted in e-konomi, Toplum, Ticaret, Bankacılık | 6 yorum
son eskişehir seyatimde 10 dk kadar emoları seyretmek, birazda gölgenin keyfini sürmek için sırtımızı porsuk suyuna verip migros karşısına, tam da bezgin cafe karşısına hatta çöreklendik. iki kişi kola, bir kişi ben deniz su içmek üzere sıvı tüketmekteydik ki şoparın kralı bir çocuk 21 vites castelli bisikletini üstümüze kırıp yanaştı. ilk cümlesi arkadaşımın üstüne yürüyüp “”kolaya geldim”" demek oldu. artık bu şoparlar bildiğin iç güdüsel hareket eden yaratıklara dönüşmüş. Aynı zamanda bunlara vah zavallılar diyebilirsiniz. Derseniz süzme malsınız diyorum.
Bir süre sonra bir ayyaş amcam gelip orada oturmanın paralı olduğunu söyledi. Bir miktar ödememizi istedi. Sessiz kalmamız üzerine bi çöp sigara rica etti. Vermeyince gidip çöpten heykel yapan zavallı sanatçı bozmalarını rahatsız edip, protesto etti.
Akabinde insanların boşuna cafede oturmadığına karar verdik ve cafeye oturduk. Arka bahçe diye tabir edilen bir limonatanın 4 ytl olduğu tıklım tıklım dolu cafede sokak tarafında oturan yabancı muhteremleri inceliyordum. Sokaktan yanaşan bu çocuklar her oturana tostunu yicen mi ? o limonatayı bitirecen mi ? gibi sorular soruyor, höy diye afallayanların önünden yemeğini kapıp kaçıyordu. Hatta bazı trustik tipler çıkartıp bozuk para veriyordu bunlara. 1,5 saat beklemek durumunda olduğumuz cafede çocuk bu süre içinde gelip oturan tüm müşterilerden birer kere yemek, birer kere para istedi. Ve bunu 2-3 çocuk gayet seri çalışarak yapıyordu. Gelip geçen seyyar satıcıları saymıyorum.
Carpe diem ve uludağ gibi iki çok önemli mekanın kapanması ise eskişehirin puanını düşürmüş. Uludağ kahvaltı salonumuz tarzsız bir taklit bar olmuş ve kötü bira satıyordu. Carpe ise tamamen yıkılmıştı.
Özetle eskişehirin ağzı yüzü kaymış. Gelir dağılımındaki dengesizlik, istanbul taklidi eskişehirin sonunda gereksiz insanlardan göç alması hatta onu bunu geçiniz türkiyenin en iyi gruplarından pentagram konserinin boş kalıp doktorlar caddesinin zıkkım gibi dolu olması çok feci durumlardır. Eskişehir’in profili kaymıştır. Önemli bir nedeninin akamdemisyenliğe garanti maaşlı memurluk gözü ile bakan soytarı insanlar diyorum. Hiç bir şekilde örgütlenemeyen bu bünyeler eskişehiri koruyamamıştır.
Bi kaç diskocu uşak Unakıtan seçilsin diye ben mezun olmaya doğru bildiri dağıtıyordu. Demek ki o günden belliydi böyle olacağı. Buyrun süperligde, süper serseri dolu bir eskişehir size…
Haziran 3rd, 2008 | Posted in popüler kültür, Kişisel, Toplum | 2 yorum