Sonsuz aşkımız

Aslinda neden olanlarin gerçek olmasi degildi. Gerçek neden gerçeklerden çok gerçeklerin bu kadar basit olmasiydi. Ve benligimizi hayata baglamak için birkaç hazirda duran hayat bagi seçeneklerinden birini seçtigimiz için canimiz sikkindi. Olmadik uyduruk bir oyunu oynuyorduk ve yazilmamis bir senaryonun filmini çektigimiz için kimilerimiz ezberinde afalliyordu. Birisi afallayincada haliyle el emegi göz nuru saçma sapan kisisel kurgularimiz, yasamak için yalandan ve birazda adice kurdugumuz auramiz bozulu veriyor seçtigimiz hayat bagi pekte bize ait olmadigini hatirlatiyordu.

Sorun buydu. Hepimiz elimize geçirip yönetmek istiyorduk hayatlari. Baslangiçta kastimiz çok sinsice,adice,haince degildi aslinda. Tek amacimiz kendi hayatimizi yönetmekti. Ama bu istek kimse figüran olmaya razi olmadigindan adi bir film ortaya çikartiyordu. Üstelik hepimizin isteyerek yaptigi seyleri yapip, seçerek düsüncelerimizi varettigimiz bu ortam her nedense hiç birimizin istedigi filmi çikartamiyordu.

Aklima hep su otistik çocuklar geliyor. Engelliler olimpiyatlarinda kosan otistik çocuklar. Yaris sirasinda birisi düsüyor. Aglamasina dayanamiyor bir digeri. Ve yanina gidip teselli etmeye çalisiyor aglayan rakibini. Digerleri duraksiyor ve yarisi birakip aglayan rakibi teselliye gidiyor. Oysa onlari yaristan önce kazanmalari için anneleri babalari hocalari ödüllendirmis yada ödüller vaad etmis. Oysa onlar büyüklerince olusturulan bu kurguyu belki kendilerince basit bulduklarindan umursamiyorlar. Yada umursamamak bize göre aptalca birsey, onlar bizim artik bilemedigimiz bir baska nedenden öyle davraniyor. Ve kol kola girip gülerek hep beraber bitis çizgisine giriyorlar. Nasil olduda aramizda bu kadar insan olabildi ve nasil insan kalabildi bu çocuklar merak ediyorum.

Biz akillilarin kurdugu kurgular iste böyle saçma. Yarisma kurgusunu bir çirpida yikiveriyor çocuklar. Ama akilliyiz ya, kendi çabalarimiza biçtigimiz deger kaqyda deger ya, kontrol etmeye çalismak için devam ediyoruz. Oysa bir yere böyle gidilemeyecegini içten içe biliyoruz hepimiz. Biliyoruzda kendimizden baskasina güvenemiyoruz. Hatta kendimize bile zaman zaman.

Ve her farkettigimizde bunlari, kendi uydurduklarimizla kendimizi köseye sikistirdigimizi anladigimizda oyunumuza ara veriyoruz. Siginiyoruz baskalarinin kurgularina yada akip gidiyoruz tasima sularinda. Vardigimiz yer mi ? Ne kendi basimiza çabalayarak gittigimiz yer varmak istedigimiz yer, ne de baskalarinin kurgularinda yasayarak vardigimiz yer orasi.

Kendime söylüyorum hep. Sorun gerçek olmasi degil bunlarin. Gerçeklik farkinda olanlar yada olmayanlar için pek sorun degil aslinda. Gerçekligin düsünmeyi seçmedigimiz parçalariyla büyüttügümüz yani, mistik havasi olsun istiyoruz. Biliyoruz aslinda gerçekligin basitligini. Ama arkamizi dönüp bu saçma sapan hayat seçeneklerini birakip gidemiyoruz. Çünkü kendi basit gerçekligimizle elimizi kolumuzu, bu basitligi farkettigimizde çoktan baglamis oluyoruz. Ya kolumuzu kesmek kaliyor bundan sonra, yada iliklerimizden hayat çekilene kadar teslim olmak. Bazende iste bu seçenekeleri düsünüp dururken, hayretle bu sonsuz askimiza kavusamadan ölüyoruz.

(2 yıl önce şubat’ta yazmışım) 

Yorum yazabilirsiniz :