Tutamadıklarım…

Bir agacin altindayim. Büyük ulu bir agaç. Ne agaci oldugunu düsünmek istemiyorum. Kökü ne kadar derinde, dallari ne kadar yüksekte merakli hallerim umarsiz.Agaçlari seviyorum. Tek bildigim bu.

Meyyveler var agaçta. Ne güzel diyorum kendime. Agaç sulari köklerine topladigindan olsa gerek, çimlenmis gölgesi boyunca. Ve gölgesinde uzanirken, hiç yakmiyor günes yanaklarinizi. Dallarin arasindan sizan piriltilar gözüme oyun oynayan çocuklar gibi görünüyor.

Agaç öylesine ihtisamli öylesine büyük ki, altinda olmak, gölgesinde uzanmak çok güzel bir duygu. Her bahar yemyesil. Bu baharda da oldugu gibi. Ve minik minik kuslar gelip yuva yapiyor agaca. Agaç büyük oldugu için bu kuslara yetisemiyor tekir kediler.

Sonra, baharin sonlarina dogru yavru kuslar uçmak heveslerinde. Oysa biliyorum daha erken. Yapmayin ! Bir tanesi anesininde zoruyla atliyor asagi. Ve annenin bir bildigi olsa gerek, en besili yavrusunu uçsun diye saliyor. Kus uçup asagilardan bir dala konuyor.

Digerleri heyecan içinde. Uçmak, gitmek istiyorlar. Birbirlerinin gözlerinde ariyorlar uçma heyecanini. “Uçariz”, “yapariz”, “her zaman burda kalamayiz ya ! “, ” ne olacak sanki atlayalim “. O an heyecanlaniyorum. Bagriyorum ! Durun! Hiç degilse birer birer atlayin ki tutabileyim sizi. Ama kuslar sözümü bitirmeden birakiyor. Kosup düsenleri yakalamaya çabaliyorum. Düsenler, düsenler, düsenler…

Olmuyor ! Tutamiyorum !

Kan ter içinde kalkiyorum yatagimdan ! Gözümün önünde kuslar, arkadaslarim ! Gözümün önünde agaç, toplum ! Gözümün önünde minik ve ölü kuslar. Neden gözümün önünde hala bütün tutamadiklarim…

( 3 yıl önce nisan’da yazmışım )

Yorum yazabilirsiniz :


eXTReMe Tracker