Tv dizileri
İnsan evde oturunca, interneti erişimi olmayınca kitap okumak nereye kadar diyor. Zaten kafam allak bullak, biraz dinleneyim diye TV karşısına geçiyor. Seyredebileceğiniz bir kaç tipte program var ama her kanalda bulunan ve en çok karşınıza çıkan tip diziler.
Ezo Gelin, Benden Baba Olmaz, Hayat Bilgisi, Köprü, Kurtlar Vadisi Pusu ve daha bi dolu dizi. Aktif olarak 175 dizi çekiliyor, 100 dizi her hafta yayınlanıyormuş. Muazzam rakamlar yani. İçlerinde vakit geçirmek dışında birazda eğlenmek için izlenebilecek dizi benim için sadece Avrupa Yakası. O da Gülse Birsel’in marifeti ki işini çok iyi yapıyor. Oyuncularda iyi seçilmiş ve iyi oynuyorlar. Kolay sıkılmıyorsunuz.
Diğer dizilerin kimisi vatanın yaralarına parmak basıyor, kimisi hayat dersleri veriyor, kimisi bir sonraki bölüm stresi. Yani benim için öyle. Ama bu saydıklarım birazda yaşamak istediklerimiz değil midir hayatta ?
Eskiden ramazan çadırları yanında İstanbul’da bir de ramazan eğlenceleri olurmuş. Ramazan çadırı denince iftar açılıp eyvallah diyip gidilmez asıl eğlence sonra başlarmış. Cambazıydı, hacivat karagözüdü, meddahıydı insanlar bir arada olunca eğlenirmiş. Ama şimdi ekonomik nedenlerden, teknoloji yüzünden ve bazende kötüye kullanıldıklarından gelenekler anlamını yitiriyor. Bu da insanları bir birine daha çok uzaklaştırıyor.
Söz gelimi para kazanma zamanımız günün doğup batışı içinde değil, artık 24 saat mümkün. Geceleri ikinci bir iş yapabiliyoruz. Eskiden olsa boza satardık ya da bilemediniz mahallenin sokak lambalarını falan yakardık heralde. Ama şimdi internetten onlarca işi geceleri yapabilirsiniz. Evinize iş getirebilir ya da evinizi işe çevirebiliyorsunuz. Tabi ekonomik sıkıntılar bitmez. Sonuç olarak daha çok kazanmak isteriz o kadar.
Bunlarda bizi daha çok yalnız insanlar olarak kılıyor. Çünkü birlikte olma zorunluluğu/güzelliği/derdi/amacı gerektiren eğlenceler artık azalıyor. Tiyatro ve sinemalar demeyin, sinema da kaç kişi ile tanıştınız ? Ben hiç hatırlamıyorum. Bu tip sözünü ettiğim gelenekler ise git gide anlamını yitiriyor. Teknoloji daha çok çeşit imkan sunuyor.
Bazende yine hayat tarzlarımızdan ya da cehaletimizden gelenekleri kötüye kullananlar çıkıyor. Mesela başlık parasını. Aslında güzel bir adet başlık parası. Garip geliyor böyle söyleyince değil mi ? Oysa medya, filmler hep başlık parasının toplumun yarası olduğunu söyler. Biz de biz olmaktan başka bir biz/birşey olmaya giderken, geçiş dönemindeyken pek ses etmeyi eleştirilere. Oysa başlık parasını kız ailesi kız için garanti olarak görse, abartmasa. Damat aile geçindireceğini anlasa bu parayı toplarken. Ve biraz olgunlaşsa fena mıdır ? Tabi bu adet yine dünya değiştiği için bir taraftan anlamını yitiyor. Kadın çalışıyor mesela, hayat müşterek uzun sürelerdir.
Bütün bu geçiş içinde şu an da kırklı yaşlarını ve üstünü sürdürenlerin görmek istediği bu adetler ya da benzerleri yok oluyor. Artık sadece TV dizilerinde sorunlar olarak kalmaya başlıyor. Geçiş dönemimizde bize eskiyi hatırlatan hatıralar olarak kalıyor gelenekler. Ve babalarımız, dedelerimiz, ninelerimiz TV dizilerinde bir garip doğulu hikayesinde arıyor kendilerini.
Kimi dizilerdevatan memeleket kurtuluyor. Mesela bir adamın ayakları beyzbol sopası ile kırılıyor bir dizide, ve aynı hafta benzeri onlarca olay oluyor memlekette. Böylede bir örnek alma hali var bizde. O kadar ciddiye alınıyor ki bu diziler, memleketin asıl meselesi bile sanılıyor cahil insanlarca. Ama öyle mi hiç ? Aslında çoğu saniyesi bilmem kaç milyon dolarlık reklam için işte. Bir de bunu bilseler keşke.
Çocuklar ise cadılı, büyülü, sihirli diziler izliyor. Serena mı ne o dönüyor bir taraftan. Cadılardan zarar gelmez doğrudur. Zira cadı denilenler orta çağda kadın doktorlarmış. Kilise kadınların güçlenmesini, erkek egemenliğinin riske girmesini korkutucu bulmuş. Çoğunu uyduruk nedenler katletmiş, halk kadını şeytan bellemiş o dönemler. Ama bu diziler, sihirler falanlar acaba nasıl yer ediyor çocukların akıllarında ? Masallar gibi olmaz zira artık hayali, mecazi falan değil somut efektli halleri var çocukların karşısında. Eğitimci olarak biraz şüpheliyim bu dizilerden.
Sonuç olarak, hayatların bir bölümü o ya da bu nedenden televizyonlarda akıyor. TV yerini internete bıraksa bu seferde belki daha riskli kontrolsüz olan web 2.0 içeriklerinde akacak. Youtube’da İsmail Türüt kliplerinde, olur olmaz yalan yanlış bilgilerde. Aslında herşeyden önemlisi bilinçli insanlar olmak. Bunu sağlamak içinde medya okur yazarlığı dersleri ilk ve orta öğretimde seçmeli ders yapılmış. İyi olmuş, amacına ulaşır umarım.
Durumlar böyle gibi. Kendinize iyi bakın…


